incilTurK.Com

 
 
 

 
 

 

 
 
 

 

Yeniden doğuş nedir?
Dikran ARAT


 

 

Yeni Doğuş Nedir?

 

İsa, “Sana doğrusunu söyleyeyim, YENİDEN DOĞMAZSAN Tanrı Egemenliği’ne GİREMEZSİN 

 

İnsan niçin yeniden doğmalı?

Bu neden bu kadar önemli!

Acaba, Yeniden Doğuş olmadan insan Tanrı ile barışa bilir mi?

Yoksa Yeniden Doğuş, kaybedilmiş bir şeyi tekrar geri almak mı?

Ya da gerçek kimliğine kavuşmak ve Tanrı Ruh’u ile dolmak mı?

 

Tanrı, Adem’i yarattığı zaman kendi suretinde günahsız olarak yaratmıştı.  Bu nedenle ilişkileri son derece kusursuzdu. Aralarında her hangi bir engel olmamakla birlikte, bu birliktelik sevgi ve kutsallık ilişkisinde devam ediyordu.

Sonra, Adem’in kaburga kemiklerinden Havva’yı yaptı ve ona verdi. Adem, “İşte, bu benim kemiklerimden alınmış kemik, etimden alınmış ettir” diyerek sahip çıktı.

 Adem’e seçme ve yapma olanağını vererek özgür iradesini kullanmada serbest bıraktı. Böylece, Adem, özgürce haraket etme yetkisini Tanrı’dan almış oldu. Ölümsüz olan Tanrı, kendisi gibi Adem’i de ölümsüz olarak yaratmıştı. Dolaysıyla, sahip olduğu tüm özelliklerle de Adem’ide donattı. Çünkü onu kendi suretinde yaratmıştı.

Ancak...! Adem’in ölümsüzlüğü onun sadakatına ve sözdinlerliğine bağlıydı!

Her şey yeri yerinde giderken, günün birinde Şeytan yılan aracılığyla Havva’ya, “Tanrı gerçekten, ‘Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin’ dedi mi? diye sordu. Havva, “Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz” diye yanıtladı, “Ama Tanrı, ‘Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz’ dedi. “Yılan kesinlikle ölmezsiniz. Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.”  dedi

 Bu güzel, gurur verici sözler Havva’ya çok hoş ve bal gibi tatlı geldi. Gözleri açılacak, Tanrı gibi olacaklardı!!!

Havva ağacın meyvesini kopardı ve yedi; kocasına da verdi. Böylece ikiside Tanrı’ya karşı suçlu duruma düştüler. Gözleri açıldı, kendi kendilerini utançlı durumda olduklarını gördüler.

Maalesef, bazen Şeytan insana en acı şeyi, bal gibi tatlı ve hoş olarak sunuyor. Eylem gerçekleşince de sonunda yılan gibi insan yaşamını zehirliyor. Bunun için İncil, “... Benliğin tutkuları, gözün tutkuları, maddi yaşamın verdiği gurur, Baba’dan değil, dünyadandır” diyerek inanlısına öğüt veriyor. (I. Yuhanna Mektubu 2:16)

Rab Tanrı, Aden Bahçesine geldi. Adem ve karısı kendilerini gizlediler. Tanrı gibi olacakları yerde, Tanrı’dan korkmaya başladılar. Zira, verdikleri sözü tutmayarak sadakatsizlik gösterdiler.

İşte, günahlı insanın durumu bu kadar acı ve üzüntü vericidir. Böylece günah atalarımızı korku ve endişe içerisine soktu. Şeytan, bir çok insanı bu şekilde aldatıyor.

Rab Tanrı Adem’ e, “Neredesin?” diye seslendi. Adem, “Bahçede sesini duyunca korktum. Çünkü çıplaktım, bu yüzden gizlendim” dedi. Rab Tanrı, “Çıplak olduğunu sana kim söyledi?” diye sordu, “Sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan mı yedin?” Adem, “Yanıma koyduğun kadın ağacın meyvesini bana verdi, ben de yedim. Rab Tanrı, kadına, “Nedir bu yaptığın?” diye sordu. Kadın, “Yılan beni aldattı, o yüzden yedim” diye karşılık verdi.

Adem kendi itaatsizliğini göreceği yerde, sorumluluğu Rab Tanrı’ya ve Havva’ya attı. Sen bana bu kadını verdin, o da bana verdi. Oysa, Rab Adem’e “O ağacın meyvesini yemeyeceksin” demişti.

Ruhsal olarak ölüm yargısını giymiş oldular. Bu günah ve ölüm yargısı tüm soyuna geçti. Tanrı ile insan arasına günah duvarı girdi.

İlk İnsan budur. Onun aracılığıyla günah ve ölüm tüm insanlara geçti. Böylece kadın-erkek ilişkisinden doğan herkes Tanrı önünde ölümlü ve günahlı kılındı.

Ne var ki Tanrı, yıllar sonra insanların gözleri önünde ki saklı  olan suçlarını göstermek ve  ilişkinin düzelmesi amacıyla, peygamberler gönderip Kendi Kutsal Yasasını verdi. Ta ki insanlar kendi suçlarını görsünler. Onlardan dönme fırsatı bulsunlar.

Böylece Adem ve Havva günahkâr ve ölüm yargısını giydi. İnsan ister kabul etsin ya da kabul etmesin bu değişmez Tanrısal bir buyruktur. Bundan dolayı Adem ve karısı Tanrı’nın önünde kovuldular. Böylece Adem, alnının teriyle çalışmak üzre iş yaşamına koyuldu. Zengin olduğu halde fakir bir tarla işçisi oldu. Nasıl fakir kişi çocuklarına fakirliği miras bırakıyorsa, Adem’de kendi çocukları olan bizlere miras olarak, “Yargılanmış günah ve ölümü bıraktı.”

Günah: Tanrı’ya baş kaldırmak yani Tanrı buyruğunu kırmaktır.

Bu sebeble hepimiz atamızdan Tanrı’ya başkaldırmış bir tabiat devraldık. İşlediğimiz her günah Tanrı’ya isyan etmektir. Bu gün de aynı Tanrı bana –sana günah işlersen günahın kölesisin diyor. Çünkü günah, Kutsal Tanrı’ya karşı başkaldırmak olduğu gibi, aynı zamanda  O’nu üzmektir. Sahip olduğumuz bedenler de her tür günahlar konut kurdu: Kimisi küfürbaz, kimisi yeminci, kimisi yalancı, kimisi hakaretçi, kimisi zinakâr, kimisi katil, kimisi gururlu, kimisi fesatçı, kimisi kavgacı, kimisi güldürücü, kimisi paracı, kimisi iftiracı, kimisi eğlenceye düşkün, kimisi hırsız...vb. Tüm bunların kökü kötü ruhlar yani Şeytanın yetkisi altında olan cinlerdir. İşte, bunun içindir ki İncil, “Ya Tanrı’nın ya da şeytanın çocuklarısınız” diyor. (I. Yuhanna Mektubu 3:10) Pavlus dediği gibi, “Ne zavallı bir insanım, bu bedende kim bizi kurtaracak, Rabbimiz İsa aracılığıyla Tanrı’ya şükür!” bunları yaşadığı için diyebiliyordu. (Romalılara 7:24-25)

Bu bedenin çirkinliklerinden kurtulmak için Kutsal Tanrı biricik Oğlu’nu dünyamıza gönderdi.

 Hatırlanacağı üzere başlangıcta, Tanrı Adem’i günahsız olarak kendi suretinde yaratmıştı. Onun benzerliğinde. Tanrı Kendi Sözü olan İsa’ya da günahsız bir beden hazırladı. O bedende Kutsal Kişi olarak doğdu. Ve o şekilde yaşadı, yedi içti. Tıp ki Adem gibi. İbraniler yazarı, “Bu çocuklar etten ve kandan oldukları için İsa, ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis’i ölüm aracılığıyla etkisiz kılmak üzere onlarla aynı  insan yapısını aldı. Bunu, ölüm korkusu yüzünden yaşamları boyunca KÖLE olanları hepsini ÖZGÜR kılmak için yaptı” der. (İbr. 2:14,15) Burda daha açık olarak görüyoruz ki insan olarak günah aracılığıyla KÖLE ve ÖLÜM korkusu içinde yaşayanlarız. Ben ve sen KÖLELER gibi günah altında satılmışız! (Romalılara 7:14)

Tüm insanların acımasız baş düsmanı İblis günah aracılığıyla bizi Tanrı’dan kopardı. Fakat Tanrı kendi biricik Oğlu İsa aracılığıyla bizleri İblis’ten geri satın aldı, ya da Tanrı, kendi malını geri almak için Oğlu’nu günaha karşı kurban olarak sundu. Bu sebepten dolayı İsa geldi.

Bizleri GÜNAH KÖLELİĞİNDEN özgür edip DOĞRULUĞUN ÇOCUKLARI kılmak için. (Romalılar 6:18) Bundan ötürü, Rab, çarmıh üzerinde değer biçilmez fidye ile Kendisi’ne iman edenleri kurtardı. Tanrı günahtan dolayı Adem’e yargı giydirtmişti. Fakat Kendi Oğlu aracılığıyla günah yargısını -Adem yargısını- tüm insanlar üzerinde kaldırdı. Yani, Rab İsa, hem Adem’in itaatsızlığını hem de tüm insanlığını suçunu taşımak üzere çarmıha gerildi. Artık her insan kendi suçu ile yargılanacak ve cezasını çekecektir.

Böylece günah sahip olduğumuz bedende fazlasıyla çoğaldı. Özgür olunmayacak dereceye kadar çok! Suçlar içerisinde, karanlıklarda yaşarken, O’nun bizlere olan aşırı sevgisi, dünyamıza gelip acı çekmesi ve Haç’a gerilmesine engel olmadı. Bizlere sevgisini bir kez daha çarmıh üzerinde kanıtladı. Pavlus, “Ama Günahın çoğaldığı yerde Tanrı’nın lütfu daha da çoğaldı” diyor. (Romalılara 5:8,20) Böylece kendisine iman edenlerin BEDENİN de İsa yaşamıda o denli  bereketlerle donatıldı.

Böylece tüm bu ulumsuzluklardan, günahlı ve ölümlü kişilikten kurtulmanın tek çaresi evelki kişiliğne sahip olmaktır. İşte, bunun için de İsa geldi.

 

NİKODİM VE RAB İSA

 

Nikodim İsa’ya, “Rabbi, senin Tanrı’dan gelmiş bir öğretmen olduğunu biliyoruz. Çünkü Tanrı kendisiyle olmadıkça kimse senin yaptığın bu mucizeleri yapamaz” dedi. İsa ona şu karşılığı verdi: “Sana DOĞRUSUNU söyleyeyim, bir kimse YENİDEN DOĞMADIKÇA Tanrı’nın Egemenliği’ni göremez.”

Nikodim, “Yaşlanmış bir adam nasıl doğabilir? Annesinin rahmine ikinci kez girip doğabilir mi? diye sordu.

İsa şöyle yanıt verdi: “Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse SUDAN ve RUH’TAN doğmadıkça Tanrı’nın Egemenliği’ne giremez. BEDENDE doğan BEDENDEDİR. RUH’TAN doğan RUH’TUR. Sana, ‘Yeniden doğmalısınız dediğime şaşma. Yel dilediği yerde eser; sesini işitirsin, ama nereden gelip nereye gittiğini bilemezsin. RUH’ dan da doğan herkes böyledir.”

Bu sözlerde ki anlamlılığı , Kutsal Kitap aracılığıyla değerlendirmekte fayda var. Ancak, o zaman gerçekleri ve doğruları daha anlaşılır bir şekilde öğrenebiliriz.

 Kutsal Kitab’ın sahibi olan Tanrı, inanlı için bir Öğretmen gibidir. Bunun için Pavlus, “Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır. Bunlar sayesinde Tanrı adamı her iyi iş için donatılmış olarak yetkin olur” dedi. (II. Timoteos 3:16-17) Ve, “Dediklerimi iyi düşün. Rab sana her konuda anlayış verecektir” (II. Timoteos 2:7) Her alanda en üstün bilgiye sahip olan Rab, inanlısını aynı bilgiyle donatmak istiyor. Bundan dolayıda “Gel Ben’den öğren...” diyor. (Matta 11:29)

 

İnanlı: İsa Mesih’e iman edenler anlamında kullanılmıştır. Yani HİRİSTİYAN

SANA DOĞRUSUNU SÖYLEYECEĞİM

 

İsa, “Sana doğrusunu söyleyeceğim” ve, “ Ben gerçek asmayım” ( İncil Yuhanna 15:1) yine, “Ben gerçeğe tanıklık etmek için doğdum, bunun için dünyaya geldim. Gerçekten yana olan herkes sesimi işitir” böyle diyor. (İncil Yuhanna 18:37)

O’nun ağzında hile ve yaşamında günah bulunmadı. Bundan dolayi, İsa’nın bana ve sana da doğru olanı söylediğini iyi biliyorum. O ihtiyaç olduğumuz şeyi bizden daha iyi biliyor. Geleceğimizle ilgili her şeyi bilen de Kendisidir. Niçin doğru olanı söylediğini biliyorum? Beni benden daha fazla sevdiği için. O bana gerçek sadık bir Dost’tur. Öyle bir Dost ki en acıklı durumumda bile yanımda hazır olduğunu hissettim. İyilikleriyle beni ayağa kaldırdı.

İnsana olan sevgisi uğruna, kendi yüceliğini bırakıp dünyamıza gelmişti. Elçi Petrus, “Ağzında hileli söz çıkmadı” diyor. (I. Petrus 2:22)

 

YENİDEN DOĞMAZSAN

 

İsa, “Sana doğrusunu söyleyeyim, YENİDEN DOĞMAZSAN Tanrı Egemenliği’ne GİREMEZSİN 

İnsan, yeniden doğmanın ilk adımı, suçlu olduğunu, kayıp olduğunu, Tanrı’nın lütfuna ihtiyaç olduğunu ve kurtulmak için tövbeye muhtaç olduğunu görmelidir.

Tövbe: Günahlarını kabullenip ve onlardan dönüp Tanrı’yla barışmaktır.

 

Rab İsa vaftiz olduktan sonra insanlara, “Tövbe edin! Göklerin Egemenliği yaklaşmıştır” dedi. (Matta 3:1-2) Bundan dolayı her insanın önce tövbeye ihtiyacı var.

 Bozulmuş barışı, ya da iki sevgili arasını açan düşman zincirlerini (Şeytan’ın sahip olduğu günahlı işleri) kırıp Tanrı’yla barışmaktır. Kutsal Ruh, günahın ne kadar korkunç olduğunu böyle gözler önüne seriyor. YENİDEN DOĞMAK, yeni bir yaşama başlamak yeni bir kişiliğe sahip olmaktır. Kişi kimden dünyaya gelmişse, onun kimliğine sahip olur. Bunun gibi de Tanrı’dan doğan kişi de Tanrı’nın kimliğine sahip olur. Bir insan YENİDE DOĞMAZ’SA  gerçek kişiliğine kavuşabilir mi? Asla! Çünkü atamız Adem günah işlemekle ruhsal kişiliğini –Tanrı’dan olan kişiliğini- kaybetti. Bu ruhsal kişilik ölüme mahkum edildi.

 Tanrı Adem’e, “Ondan yediğin gün öleceksin” demişti. Ama, Adem’in aynı gün bedende ölmediğini görüyoruz. Demek ki ölmüş olan bedeni değil Tanrı’dan olan gerçek ruhsal kişiliğidir. Bunun için bu kişiliği diriltmek, canlandırmak ve gerçek kişiliğine kavuşturmak için İsa geldi. Bundan dolayı ruhsal kişiliğimiz- çünkü bu Tanrı’dan olan kişiliğimizdir - YENİDEN DOĞMALI’dır . Günahla yargılanmış olan ruh kişiliğimiz, İsa’nın kutsallığında yıkanmalı ve yargıdan kurtulmalıdır. Bu da yeniden doğan bir bebeğe benzer.

Bebek, nasıl ki ilk olarak Adem’in tabiatından doğuyorsa, ruhsal olarak gelişme ve büyümeside Tanrı’dan doğmalıdır.

Rab Adem’i topraktan yaratıp, ölü bedenine yaşam ruhu verdikten sonra yaşayan bir can oldu. Böylece Tanrı’ya gittiğimizde, O tekrar bize kendisinde olan Ruh’u içimize döker. Ta ki ölülükten yaşama kavuşalım. Böylece yeniden yaratılmış oluyoruz. Bu kişiliğimizi Tanrı, Mesih’teki düşünceyle donatıyor. Yani Baba ve Oğul gelip içimizde – Ruhsal kişiliğimizde- oturuyor. Ondan sonra tekrar Tanrı Sözü’nü tutma olanağına sahip olabiliyoruz. Dolaysıyla günahtan dolayı kaybettiğimiz gerçek kişiliğimize kavuşuyoruz. O’nu tekrar lütufla geri alabiliyoruz. Bu kişilikle Rabbimiz İsa’yı yüceltebiliyoruz.

Bunun için insan YENİDEN DOĞMAZSA Tanrı yüzünü yaşam için göremez, sadece yargılanmak için görecek!

İsa bizlere doğru olanı söyledi. İnsan YENİDEN DOĞDUKTAN sonra karakteri, düşünce tarzı, yaşamı değişiyor. Yeni bir yaşama –bu İsa yaşamıdır- sahip oluyor. Yeniden doğmuş bir insan gibi. Yeni Adem’i -İsa’yı- giydiğimizden  tüm bu olanaklara sahip olabiliyoruz. Artık o kişi kendisi için değil, kendisine YENİDEN DOĞMASINA olanak verene imanla yaşar.

Bunun için de Pavlus, “Yaşarsak da ölürsek de Rab içiniz” der. (Romalılara 14:8)

Böylece, Tanrı Oğlu İsa’ya iman edenlere Tanrı çocukları olarak çağrılma yetkisi verildi.

(İman etmek: İsa’yı Kurtarıcısı ve Efendisi olarak kendi yaşamına almaktır; görünmeyen şeylere kanaat etmektir.) 

Kutsal İncil, “ Onlar ne kandan, ne BEDEN ne de insan isteğinden doğdular; tersine, TANRI’dan doğdular” diyor.  ( Yuhanna 1:13)

Böyle kişi artık insanların ya da BEDENİN isteğine göre değil, Tanrı isteği doğrultusunda yürür. Çünkü kişide işleyen Tanrı’nın ta kendisidir.

Tanrı ile yürümek ne harika bir yol! Ondan doğmak, O’nun tabiatını almaktır. O’nun kişiliğine ve özelliklerine ortak olmaktır. İyi bir babanın arzusu ondan doğanda da kendi benzerliğinin  olmasıdır.

 Tanrı’da kendisine inananlar için sevgili bir Baba gibidir. İster ki O’nun çocuğuda (Yarattıkları) tüm erdemlerine sahip olsun. Sahip olduğu her şeyi inanlısıyla paylaşmak ve yaşamak ister. Bu sözler gerçektir.

Ben, kendimi O’nda yeni doğmuş bir bebek gibi görüyorum. Nasıl çocuk babasının adıyla çağrılıyorsa, Tanrı’dan doğan kişide O’nun İsmini taşıyor demektir. O İsimle çağrılmak ne yüce bir şereftir!

Resul Yuhanna bize, “TANRI’DAN DOĞMUŞ olanın günah işlemediğini biliriz. Tanrı’dan doğmuş olan İsa Mesih onu koru ve kötü olan (İblis) ona dokunmaz” ve, “TANRI’DAN DOĞMUŞ olan, günah işlemez. Çünkü Tanrı’nın tohumu onda yaşar. TANRI’DAN DOĞMUŞ olduğu için günah işleyemez. Doğru olanı yapmayan ve kardeşini sevmeyen kişi Tanrı’dan değildir. (I. Yuhanna Mektubu 3:9,10 ; 5:18) İşte Tanrı çocuklarıyla İblis’in çocukları böyle ayırt edilir.

Ondan doğanlar, O’nu dinler ve düşman İblis onu yenemez; çünkü onda olan İblisi yenmiştir. Fakat, eğer Adem ve Havva gibi Rab’bi dinlemezlerse suça düşecekler. Eğer günahlı bir yaşam sürerlerse Rab onları kendisinden atacaktır. Tanrı’dan doğmuş kişi, günahlı bir yaşam içerisinde Tanrı ile yaşayamaz.

Tanrı Kutsal olduğu gibi, istiyor ki çocuğuda kutsal işlerle uğraşsın ve yaşasın. İsa’nın Kutsallığını kaftanını gibi giysin.

Zaten atamız Adem’i de Tanrı’dan uzaklaştıran günah olmadı mı? Ancak, Adem’le  soyu arasında farklıklar var. Adem, tam kutsallıktan itaatsızlığa düştü. Günahkâr kılındı. Soyu ise günahtan kutsallığa çağrıldı. Bu çağrılışta da Adem gibi özgür iradesiyle başbaşa bırakıldı. Böylelikle inanlıda özgür bir şekilde kendi iradesini kullanarak seçme hakkına  sahiptir. Pavlus, “Kardeşler özgür olmaya çağrıldınız. Ancak özgürlük benlik için fırsat olmasın...” dedi. (Galatyalılara 5:13) Görüyoruz ki Kutsal Ruh ısrarla bizi uyarıyor. Almış olduğumuz özgürlük, bedene fırsat olmasın.  Beden işleriyle, töresiyle uğraşıp durmuyalım.

 

Resul Yuhanna, “ Yavrularım, bunları size günah işlemeyesiniz diye yazıyorum. Ama içimizden biri günah işlerse, adil olan İsa Mesih bizi Baba’nın önünde savunur” der. (I. Yuhanna Mektubu 2:1)

 

Pavlus, Titus’a, “Ama Kurtarıcımız Tanrı iyiliğini ve insana olan sevgisini açıkça göstererek bizi kurtardı. Bunu doğrulukla yaptığımız işlerden dolayı değil, kendi merhametiyle YENİDEN DOĞUŞ yıkamasıyla ve Kurtarıcımız İsa aracılığıyla üzerimize bol bol döktüğü KUTSAL RUH’un yenilenmesiyle yaptı” diye yazar. (Titus 3:4-6) Kurtuluşumuz yaptığımız iyi işlerden olmadığına göre, kendi işlerimizle de YENİ DOĞUŞA sahip olmamız olanaksızdır.  Bunlar Tanrı armağandır.

 

SUDAN

 

İsa, “Sana doğrusunu söyleyeyim, SUDAN (VAFTİZDEN) doğmazsan Tanrı Egemenliği’ne giremezsin.”

 

Eski Ahit’te, sünnet ne kadar önemli olduysa Yeni Ahit’te Vaftiz de o kadar önemlidir. Sünnet bir vaat olduğu için, iman olmadanda kişi sünnet olabiliyordu. Bir başka açıdan, diğer uluslardan ayrı olduğunu, yaşayan Tanrı’ya ait olduğunu gösteren bir belirtiydi. Yasa olmadan evvel, sünnet İbrahim’e vaat edildi. Tanrı, bir emir olarak İbrahim ve soyunun sünnet olmasını buyurdu. İsraililer’de İbrahim soyundan olduğu için, Yasa aracılığıyla sünnet olunmasını buyruk olarak yazıldı. Ayrıca, İsa’nın sekiz günlükken sünnet olduğunu görüyoruz.

Zira, Yasa’da her doğan erkek sünnet olma hakkına sahipti. Tanrı seneler sonra, “Yüreklerinizi bana sünnet edin, çünkü bu ulus yürekten sünnetsiz” olduğunu açıklıyor. Kutsal Ruh, Sünnet olunan herkesin Yasa’yı tutmak zorunda olduğunu açıklıyor, aksi takdirde lanet altındadır” diye yazar. (Galatyalılara 5:3; 3:10)

İsa, aşağı yukarı otuz yaşlarında vaftiz oldu. Ta ki hem Şeriat altında olanlarıyla hem de uluslardan imana gelenleri aynı imanla birleştirsin. Her ikisinde de yeni bir ınsan yaratsın. (Efeslilere 2:15)

İsa Mesih’in öncüsü olarak dünyaya gelmiş olan Yahya, İsa, hizmete başlamadan evel Vaftizci Yahya olarak bilinmekteydi.

Vaftizci Yahya Şeria Irmağın da insanlara tövbe vaftizini vaaz ediyor. Gelenleri de suda vaftiz ettiğini okuyoruz. Yahya, halka, “O (İsa) sizi Kutsal Ruh’la ve ateşle vaftiz edecek” diyordu. (Matta 3:11) İsa, hizmete başlamadan önce, Yahya tarafından vaftiz oluyor. Sudan çıkar çıkmaz doğaüstü işler belirleniyor. Kutsal Ruh’un güvercin şeklinde üzerine indiğini görüyoruz. Aynı anda gökten bir ses, “Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum” diyor. (Matta 3:16-17)

Böylece İsa’nın vaftizi  yapacağı hizmetin de Tanrı tarafından da onaylamış olduğudur.

Vaftiz, her açıdan farklı bir yaşam berlirtisidir. Vaftiz bir töre ya da insani yasalardan oluşan olgu değildir. Vaftiz, İsa’nın yaşamıyla birleşmektir. Kişi vaftiz olmakla, ‘ben kendi isteğime, dünyama, kişiliğime öldüm. Artık geri kalan yaşamım İsa içindir.’inancına sahiptir. Suyla vaftiz, günahlı yaşama ölmektir! Kutsal Ruh’la vaftiz ise yeni yaşama başlamaktır. İsa’yla başlayan Vaftiz daha çok anlam kazandı. Böylece kendisine iman edenlere Kutsal Ruh’la ve armağanlarıyla vaftiz olma hakkı verildi. Yahya’nın vaftiziyle vaftiz olmuş insanların Kutsal Ruh’u ve armağanlarını almadığını açıkça İncil’de okuyoruz. Pavlus, yeni iman edenlere “İman ettiğiniz zaman Kutsal Ruh’u aldınız mı?” diye sordu. “Kutsal Ruh’un varlığından haberimiz yok ki” dediler. “Öyleyse neye dayanarak vaftiz oldunuz?” diye sordu. “Yahya’nın öğretisine dayanarak vaftiz olduk” dediler. Pavlus, “Yahya’nın yaptığı vaftiz tövbeyle ilgili bir vaftizdi” dedi. Onlar bunu duyunca Rab İsa’nın adıyla vaftiz oldular ve dillerle konuştular. (Elçilerin İşleri 19:1-7)

Herkes vaftiz olma hakkına sahip mi? İlkin, Vaftiz’in sorumluklarına bakmakta fayda var. Vaftiz olacak kişide sorumluklarını yerine getirmeye mecburdur.

Vaftiz; İsa’yla ölmektir ve O’nunla yeniden dirilmektir.

Daha açık olarak, “Ben İsa’yla öldüm; ve O’nunla birlikte dirildim; yaşadığım yaşamı artık kendim için değil, bana yaşam veren İsa için yaşıyorum” demektir. Vaftiz olacak kişinin aklı yerinde neye vaftiz olduğunu bilmelidir.  İsa için yaşamaya hazır olduğunu kavramalıdır. Aksi takdirde,  nasıl ki  Eski Ahit’te insanlar nasıl sünnet olup yasayı tutmadılarsa, aynı şekilde vaftiz olanda İncil yolunda yüyüyemez ve İsa’nın sözlerini tutamaz. Ayrıca, bu kişi Kutsal Ruh’tan yoksun olarak yaşayacaktır.

 Rab İsa göğe çıkmadan evel Öğrencilerine, “İman edip, vaftiz olan kurtulacaktır” dedi. (Markus 16:16)

İman olmadan vaftiz olmanın anlamı var mı? İnsanlara göre olabilir. Ama İncil’e göre asla! Çünkü, Yeni Doğuş olmadan vaftiz olmanın anlamı yoktur. Kurtuluş vaftizde değil, Yeni Doğuş’tadır. vaftiz, “İsa’nın öldüğüne ve ölümden dirildiğine, kendisininde aynı şekilde öldüğüne ve dirildiğine” imanı olmalıdır. Vaftizden evvel, “İsa’nın Tanrı Oğlu” olduğuna dair iman etmelidir. Bunun için Pavlus, “Yüreğinle iman edersen, ve ağzınla ikrar edersen kurtulacaksın” diye yazar. (Romalılar 10:9-10)

Birisi iman edip, vaftiz olmayı red ederse ne olur? Kurtulma umudu varmı? Asla! Niçin? Çünkü İsa’nın sözünü kabul etmiyor demektir. Elçilerin günlerinde görüyoruz ki, Etiyopyalı biri iman ediyor. Filipus’la yolculuk ederken bir suya varıyorlar, kişi Filipus’a işte su! Vaftiz olmama ne engel var? Filipus, “Bütün yüreğinle iman edersen vaftiz olabilirsin” kişi, “İman ediyorum ki, İsa Mesih Tanrı’nın Oğlu’dur” dedi. Ondan sonra Filipus kişiyi suda vaftiz ediyor. (Elçilerin İşleri 8:36-37)

Burada tekrar görüyoruz ki, Kutsal Ruh bizlere, “Eğer iman edersen, İsa’nın Tanrı Oğlu olduğuna dair açıkça ağzınla ikrar edersen vaftiz olma hakkın var” diyor.

Pavlus, İsa’ya olan tanıklıktan dolayı cezaevine düşmüştü. Ama, Rab onları doğaüstü bir şekilde özgür etti! Zindancı, bu  olay karşısında şaşkınlıkla doldu; kendi canına kıymak üzreyken Pavlus ona, “Hepimiz buradayız. İman et sen ve ev halkın kurtulacaksın” dedi. (Elçilerin İşleri 16:34) İncil’de bu kişinin ve ailesinin hemen iman ettiğini.  İsa’yı kendi efendisi, Tanrısı ve Kurtarıcısı olarak  yaşamına aldığını okuyoruz.  Burada evhalkının, yaşları ne olduğu kesin olarak belli değil, ama bir gerçek varki oda şudur: Ağzılarıyla iman ettiler ve vaftiz oldular.

Günümüzde ise durum farklıdır. Kişinin anne ve babası hangi imana bağlıysa doğan kişide aynı imana sahip oluyor. Bir miras gibi.

 Petrus kiliselere, “O gemide bir kaç kişi, daha doğrusu sekiz kişi suyla kurtuldu. Bu olay vaftizi simgeliyor. Bedenin kirden arınması değil, Tanrı’ya yönelen temiz vicdanın dileği olan vaftiz, İsa Mesih’in dirilişiyle şimdi sizi de kurtarıyor” böyle sesleniyor. (I. Petrus 3:20-21) Vaftiz günahların temizlenmesi değil, temiz vicdanla yapılacak hizmetin göstergesidir.

 Pavlus Romalılar’a, “Mesih İsa’ya vaftiz edildiğimizde, hepimizin O’nun ölümüne vaftiz edildiğimizi bilmez misiniz? Baba’nın yüceliği sayesinde Mesih nasıl ölümden dirildiyse, biz de yeni bir yaşam sürmek üzere vaftiz yoluyla O’nunla birlikte ölüme gömüldük” diyor. (Romalılar 6:2-4) 

Vaftiz olmadan evvel buna iman edebiliyor muydun ya da ediyor musun? Ya da vaftiz olduktan sonra Mesih’le birlikte yaşıyor musun? Karar verme senin kişisel hakkındır. Her inanlı gerçekçi bir yaklaşımla yaklaşmalıdır. Günümüzde bir çok insan vaftiz olduktan sonra yaşamlarında bir değişiklik fazla görünmediği gibi de hatalar üzerine hatalar ekleniyor. Günahlar içerisinde günü gün ediyor.

Hani İsa’yla ölmüştün! Dur, düşün ve karar ver!

Kutsal Ruh açıkça Kiliseye, “Vaftiz İsa’yla ölmek ve O’nunla dirilmektir.” Demekki vaftiz olacak kişi, “Ben kendi yaşamıma öleceğim, artık kendime değil, Rab’be yaşayacağım.” Bu imanla, iman etmelidir. Eğer günahlı bir yaşam sürerse vaftizin anlamı kalmadığı gibi de, ona yargı olarak kalacaktır.

Ayrıca, ‘Mesih’in gerçekleştirdiği sünnet sayesinde bedenin benliğinden soyunarak elle yapılmayan sünnetle O’nda sünnet edildiniz. Vaftizde O’nunla birlikte gömüldünüz, O’nu ölümden dirilten Tanrı’nın gücüne iman ederek O’nunla birlikte dirildiniz. (Koloseliler 2:11-12) Kutsal İncil’de Vaftiz ve Sünnet budur.

 

İsa, “Sana doğrusunu söyleyeyim, SUDAN (TANRI SÖZÜNDEN) doğmazsan Tanrı Egemenliği’ne giremezsin

 

Doğan çocuk ev halkı ile iyi bir ilişki kurmak için önce anadilini öğrenir. Aynı şekilde ana babada kullandıkları dili çocuklarıyla konuşurlar. Ta ki birbirlerini iyi kavrasınlar ve birbirleriyle iyi iletişim kurabilsinler. Dolaysıyla Tanrı’dan doğanlarda, Tanrı Sözü’yle vaftiz oluyorlar. Buna da Tanrı dili denilir! Yani Tanrı Sözü’nden doğmaktır. Tanrı kullandığı sözleri, aynısını çocuğunada öğretir. Tanrı inanlıyı sözüyle yıkar –Kötü sözlerden- temizler. Eski sözler yerine Tanrısal sözler verir. Böylece kişinin yüreği Tanrı Sözü’ne tapınak olur. O yürekten Tanrı Sözü akar. Diyelim ki  önceden  türkücü olan kişi, bunun yerine İlahiler söyler. Günah yerine doğruluk. Böyle kişi Tanrı’nın konuştuğu dile sahip oluyor. Bundan dolayı inanlı Tanrı Sözü’nde doğmalı ya da vaftiz olmalıdır.

Bunun için bir kimse SUDAN (TANRI SÖZܒNDE) doğmazsa Tanrı Egemenliğine giremediği gibide dilsiz kalacak ya da tanrısal dilden yoksun olarak yaşayacaktır. Böyle kişi, sahip olduğu günahlı sözleriyle yaşamaya mecburdur. Küfredecek, yemin edecek, yalan konuşacak, layık olmayan günahlı sözlerle yaşayacak. Bunlarla Tanrı’yı hoşnut etmek mümkün değildir.

Tanrı Yüceliğini gören Peygamber Yeşaya, böyle haykırdı: Çünkü dudakları kirli bir adamım, dudakları kirli bir halkın arasında yaşıyorum. Buna karşın Kral’ı Her Şeye Egemen RAB’bi gözlerimle gördüm. Seraflar’dan biri bana doğru uçtu, elinde sunaktan maşayla aldığı bir kor vardı; Onunla ağzıma dokunarak, işte bu kor dudaklarına değdi, suçun silindi, günahların bağışlandı. (Yeşaya 6:5-7) Buna benzer olarak Kutsal Tanrı benim – senin dudaklarınıda böyle günahlı sözlerden temizlemek istiyor. İsa Kan’ı ile yıkanmış ve temizlenmiş dudaklarla dillerle Tanrı’ya hizmet etmek mümkündür.

‘Ağzınızda hiç kötü söz çıkmasın. İşitenler yararlansın diye, ihtiyaca göre, başkalarının gelişmesine yarayacak olanı söyleyin. Her kötü niyetle birlikte her türlü kin, öfke, kızgınlık, bağrışma ve iftira sizden uzak olsun. (Efesliler 4:29,31) Çünkü bu dil Tanrı’nın kullandığı dil değildir.

Kutsal Ruh, “Mesih’in sözü bütün zenginliğiyle içinizde yaşasın. Mezmurlar, ilahiler, ruhsal ezgiler söyleyerek yüreklerinizde şükranla Tanrı’ya nağmeler yükseltin” bize bu dili vermek istiyor. (Koloseliler 3:16) Böylece Tanrı Sözü’nde doğanlar Tanrı iradesini anladıkları gibi, O’nu tanrısal sözlerle yüceltmesinide bilirler.

 ‘Çünkü ölümlü değil, ölümsüz bir tohumdan, yani Tanrı’nın diri ve kalıcı sözü aracılığıyla yeniden doğdunuz (I. Petrus 1:23)

 Mesih kiliseyi suyla yıkayıp tanrısal sözle temizleyerek kutsal kılmak için kendini feda etti.... Amacı kilisenin kutsal ve kusursuz olmasıdır. (Efesliler 5:26-27)

 ‘Üzerinize temiz su dökeceğim, arınacaksınız. Sizi bütün kirliliklerinizden ve putlarınızdan arındıracağım. Size yeni bir yürek verecek, içinize yeni bir ruh koyacağım. İçinizdeki taştan yüreği çıkaracak, size etten bir yürek vereceğim. Ruhumu içinize koyacağım; kurallarımı izlemenizi, buyruklarıma uyup onları uygulamanızı sağlayacağım.’ (Hezekiel 36:25-27)

Tanrı bizleri böyle günahlardan ve bedenin kirli işlerinden temizlemek istiyor ki, O’nun emirlerini tutabilelim.

 

RUH’TAN

 

İsa, “Sana doğrusunu söyleyeyim, RUH’tan doğmazsan Tanrı Egemenliği’ne giremezsin.”

 

Tanrı, seneler önce Yoel Peygamber aracılığıyla KUTSAL RUH’UN gelişi hakkında peygamberlikte bulundu. Bu vaadin seneler sonra Rab İsa’nın göğe çıkışından sonra yerine geldiğini görüyoruz. Bu vaat KUTSAL RUH’un insanlar üzerine gelişidir. Buna, “Pentikost Günü” denilir. (Elçilerin İşleri 2:1-4; Yoel 2:28-32) Eski Ahit’te genel olarak KUTSAL RUH sadece peygamberler ya da Tanrı tarafından belirli bir hizmete atanmış kişiler üzerine gelirdi. Bu insanlar, kavmı günahlarından dolayı Tanrı’ya dönmeleri için ikaz ederlerdi. Bu peygamberler korkusuzca insanlara suçlarını gösterdiler, başlarına gelecek olaylara ilişkin konuştular. Kimisi dövüldü, kimisinin yaşamı o peygamberlik  sözleri uğruna ölümle sonuçlandı.

Kutsal Ruh onlar hakkında tanıklık ediyor: “Taşlandılar, testereyle biçildiler, kılıçtan geçirilip öldürüldüler. Koyun postu, keçi derisi içinde dolaştılar, yoksulluk çektiler, sıkıntılara uğradılar, baskı gördüler. Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular. Ama onlar daha iyisini, yani göksel olanı arzu ediyorlardı. Bunun içindir ki, Tanrı onların Tanrısı olarak anılmaktan utanmıyor. Çünkü onlara bir kent hazırladı.” (İbraniler 11:37-38;11:16)

Kilise tarihinde de inanlılar İsa uğruna olan tanıklık sebebiyle kimisi öldürüldü, kimisi aslanlar çukuruna atıldı, kimisi hapislerde öldüler, kimisi haça gerildi, kimisi zincirlerle bağlandılar, kimisinin çarşıda kesilen hayvanlar gibi başı kesildi, kimisi arena sahalarında insanların gözleri önünde alaylı bir şekilde hayvanlara yem oldular; tüm bu inanlılar İsa’ya olan sevgileri uğruna canlarını sevinçle ölüme teslim ettiler. Çünkü karşılıklı mükafata bakıyorlardı. Oda: İsa Mesih’le beraber sonsuz meskenlerde yaşamaktı. Gökte Tanrı ile beraber YERUŞALEM’ın altın sokaklarında yürüyeceklerini iyi biliyor-lardı. O’nun uğruna tüm bu acılara katlanmaya değer gördüler. O’nun uğruna tüm bu acılara katlanmaya, gelecekteki yüceliğin karşısında bir hiç olduğunu KUTSAL RUH onlara tanıklık etmişti. (Romalılar 8:18) Onları bu güçle ve yüreklikle dolduran KUTSAL RUH’ tu. Demekki tanıklık için KUTSAL RUH’a ihtiyac var. Vaftizci Yahya halka, “O sizleri KUTSAL RUH’la ve ateşle vaftiz edecek” dedi. (Matta 3:11)

 Kutsal Ruh’la vaftiz olmak, töre  ya da insan isteğiyle olamaz. Zira, Kutsal Ruh  Tanrı’dır. Bunun için hiç bir şey Kutsal Ruh’u dolaysıyla Tanrıyı temsil edemez. O’nun yerini alamaz. Eğer böyle bir şey mümkün olsaydı İncil bunu derdi! Nasıl günaha karşı kurban –sunular- yeterli olmadıysa ve  Tanrı günaha karşı biricik Oğlu’nu kurban olarak sunduysa, hizmet için de hiç bir şey Kutsal Ruh’un yerini alamaz, gördüğü hizmeti yapamaz ve İsa’yı yüceltemez.

Bundan dolayı Kutsal Ruh gökten aramıza geldi. Ta ki Rab İsa’yı yaşamlarına alanlarla beraber İsa’yı yüceltsin. İnanlıyı da kutsallıkta yürüten ve kutsal yaşamla dolduran Kendisi’dir. Kutsal Ruh olmadan kutsal işlerle uğraşmak ya da kutsal bir yaşam sürmek olanaksızdır. Kendi yaşantımıza bir göz atabiliriz. Nerde olduğumuzu o zaman açık olarak göreceğiz.

Bu durumu kendi şahsi pratik yaşamımdan ötürü iyice biliyorum. Çünkü, şimdi yaşadığım yaşam ile evvel ki yaşamımla –Bu seneyi geçen seneyle- karşılaştırdığım zaman aradaki farkı açıkça görebiliyorum. Çünkü inanlı büyüyen bir çocuğa benziyor. Bundan dolayı diyebiliyorum, “Kutsal Ruh olmadan, İncil’in Sözlerini yaşamak olanaksızdır.”

Gününümüz de bazı kiliselerin bu denli suçlarla dolması ve İncil’e aykırı yaşamalarının nedeni de Kutsal Ruh’un kişiliğinde yoksun olmalarıdır. Kutsal Ruh’un olmadığı yerde günahlar daima üstün gelmiştir. Çünkü, Kutsal Ruh’un olduğu yerde günah yargılanmaya mahkumdur! Orda krallık edemez. Günah (Şeytan’ın tabiatı) Kutsal Ruh’un olduğu yerde duramaz ve yaşamını sürdüremez!

 

İncil’de KUTSAL RUH’A ilişkin kullanılan isimler şunlardır:

 

YARDIMCI RUH (Yuhanna 14:16-17)

Her durumda bize güç verebilen ve yardım edebilendir. Zayıf düştüğümüz anlarda bile bize yardım eder. Bizi ayağa kaldırır. Lütufkârlığını ve sevgisini gösterir. İsa’nın ardınca gidebilmek için güçle doldurur. Haç’ın yükünü birlikte taşır. Böylece, haçı da taşımak daha kolay olur.

 

GERÇEK RUH’u (Yuhanna 14: 16-17)

Her durumda inanlısına gerçekleri öğretendir. İsa’nın kişiliğini gerçeklerle savunan, yalana ve doğru olmayan herşeye karşı durandır. İnanlıyı daima gerçeklerle yönetir. İsa yaşamınının sözlerini öğreten ve uygulayandır. İnanlıyı yanlış öğretilere karşı uyandırır. Mesih’in düşüncesine karşı kalkan her öğretiyi ve O’nun kişiliğini kabul etmeyen her yalancı ruhtan korur. Anlayışla doldurur.

İnanlı kendini her tür yalandan koruması için Kutsal Ruh’a teslim olmalıdır.

 

LÜTUF RUH’u (İbraniler 11:29)

Zayıflıklarımıza göre değil bilakis bize karşı lütufla davranandır. Çünkü biliyor ki Mesih’in lütfu ile kurtulduk. Zayıflıklarımızda ya da düşüşlerimizde lütufkâr bir şekilde elimizden  tutar. Eğer O’nun sesini dinlersek, bizi ayağa kaldırır. Suçlardan özgür olmamız için bizi ilzam eder, onlardan kurtulmak için güç verir.

Böylece suçlardan kurtulmanın verdiği sevinçle  kutsallığa doğru büyüyeceğiz.

 

MÜŞAREKET (PAYLAŞIM) RUH’u (II. Korintliler 13:14)

Bizimle daima konuşmak istiyor. Hem geleceğe ilişkin hem de gündelik yaşamamızda gereken ayetleri bizimle paylaşır. O yönde bizi hazırlar. Ne var ki dünya O’nu tanımaz. Çünkü görmüyor. Fakat Tanrı’dan doğanlar  O’nu tanır. Yüreklerinde oturup iman yolunda eğitmen gibi eğitir. (Yuhanna 14:16-17) Bunun için Pavlus, “Tanrı’nın bize lütfettiklerini bilelim diye, bu dünyanın ruhunu değil, Tanrı’dan gelen RUH’U aldık. diye yazar. (II.Korintlilere 2:12)

İşte, bunun için yalnız olmadığımı her an fark ediyorum. Acılarımda, hastalıklarımda ve sıkıntılarda O’nun dostluğu ne harikadır! Bir insan yediği yemeğin tadını nasıl kendisi biliyorsa, yaşadığım olaylarıda benden başka hiç kimse tarif edemez.

İsa, Kutsal Ruh’a ilişkin ve gelişinin amacını şu şekilde açıkladı: “O gelince günah, doğruluk ve gelecek yargı konusunda dünyayı suçlu olduğunu ikna edecektir. Günah konusunda, çünkü bana iman etmezler; doğruluk konusunda, çünkü Baba’ya gidiyorum, artık beni görmeyeceksiniz; yargı konusunda, çünkü bu dünyanın egemeni (İblis) yargılanmış bulunuyor” dedi. (Yuhanna 16: 8-9) Göğe çıkmadan evvel Elçilere, “Yeruşalem’den ayrılmayın, Baba’nın verdiği ve benden duyduğunuz sözün gerçekleşmesini bekleyin. Şöyle ki, Yahya suyla vaftiz etti, ama sizler birkaç güne kadar KUTSAL RUH’LA vaftiz edileceksiniz” diye tavsiyede bulunmuştu. (Elçilerin İşleri. 1:4-5)

Bu vaatlerin günler sonra yerine geldiğini görüyoruz. Bütün inanlılar bir evde toplanmışken, KUTSAL RUH ateş şeklinde üzerlerine geldi. Hepsi KUTSAL RUH’LA doldular. Her biri ayrı ayrı dillerle peygamberlikte bulundular. (Elçilerin İşleri 2:1-4)

Böylece KUTSAL RUH’ da hizmetine başladı. Aynı gün insanlar suçlarını gördüler ve onlardan dönme olanağına sahip oldular. KUTSAL RUH, insanların yüreklerine hitap eder. Günahlı olduklarını gösterir. Kurtuluşun İsa olduğunu açıklar. İnsanın, yalnız İsa’nın doğruluğuyla doğru kılanabileceğini açıklar. Pavlus Kutsal Ruh’u alınca, İsa doğruluğu o denli üstün önem taşıdı ki, bu doğruluğun karşısında kendi doğruluğunu, sahip olduğu imanı, Yasa’da sahip olduğu kusursuzluğu, nasıl, 8 ayar altının parlıklığı 24 ayarın önünde sönükse, insan doğruluğuda, İsa’nın doğruluğu önüde öyle sönük ve anlamsız gördü. 

Bunun içinde, Pavlus “Kendini bir süprüntü ve herşeyi bir hiç olarak, sahip olduğu doğruluğuda zarar gördü, amacı sadece Mesih’in doğruluğuna sahip olup O’nu kazanmaktır”  dedi. (Filipiler 3:7-11)

KUTSAL RUH, Rab İsa’yı yaşamlarına alanlara cesaret verir, onları yönetir ve iman yaşamlarında korkusuzca İncil’i müjdeleme yeteneğini verir. YENİDEN DOĞMUŞ kişilerin yaşamında dürüstlük, sevgi, saygı, iman, hizmet, umut ve ilkin Tanrı’ya itaat etmeyi ve kutsallık yaratır. Böylece inanlıyı tanrısal ürünlerle donatır. İnsanın yaşamına hürmeti ve kutsallığı yerleştirir. Bu öyle bir hürmet ki, herkesten üstün olarak Tanrı’ya kutsal bir tapınıştır. İnanlıyı her insani işlerden özgür eder. Sadece hürmetin önce Tanrı’ya  sonra insana olduğunu  öğretir. Onlara İncil’i öğretir. İmanda ve sözde tanrısal bilgelikle ve güçle doldurur. Yaşamlarında ki hedefleri açıklar. Yaşaması ve yapması gereken şeyleri gösterir. Bunun için de inanlıya, “Çünkü her türlü kötülüğün bir kökü para sevgisidir... Ama sen ey Tanrı adamı, bu şeylerden kaç! Doğruluğun, Tanrı yolunun, imanın, sevginin, sabrın, uysallığın ardından koş” diyor. (I. Timoteos 6:10-11)

İşte, inanlıyıda tüm insanlardan farklı kılan erdemlerde bunlardır. İnanlı yaşamıyla örnek olabilecek bir yaşamla yaşamalıdır. Eğer örnek olamıyorsa ne olur?

İsrail yaşayan Tanrı ismiyle çağrıldığı halde suçlar sebebiyle sürgüne gitti. Diğer uluslar saygısızca Kutsal Tanrı’ya sözler söylediler. Nitekim şöyle yazılmıştır: “Sizin yüzünüz-den uluslar arasında Tanrı’nın adına küfrediliyor.” (Romalilar 2:24; Yeşaya 52:5)

Aynı şey inanlı içinde geçerlidir. Eğer inanlı diğer insanlardan farklı görünmüyorsa KUTSAL RUH’LA ilgisi yok demektir. Bunun için Rab kendisi, “İyi işlerinizi görsünler... gördükleri zaman, Öğrencilerim olduklarını bilecekler. ”  (Matta 5:16; Yuhanna 15:8;13:35)

Böylece inanlı insanlara örnek olacak bir yaşama sahip olmalıdır. Nasıl Baba Tanrı, Oğlu aracılığıyla insanlara yüceliğini gösterdiyse, Rab İsa’da inanlı aracılığıyla kendi yüceliğini insanlara göstermek istiyor. Bu sözler gerçektir ve yaşamamız gereken sözlerdir.

KUTSAL RUH, inanlıyı kendi ürünleriyle yaşatmak ve onların uygulayıcısı olmasını  istiyor. Ama çok yazık ki; inanlı, bir çok defa oluşan insani işler yüzünden bu ürünlerden yoksun kalabiliyor. Maalesef böyle kişi kendini halen bir inanlı olarak görür.  Oysa, KUTSAL RUH’u insani işlerle almanın olanaksız olduğunu unutuyor. Tıp ki Galatyalılar’a yazılan altından daha değerli sözler gibi. “Bu kadar akılsız mısınız? Ruh’la başladıktan sonra şimdi insan çabasıyla mı bitirmeye çalışıyorsunuz.” (Galatyalılar 3:3-4) Aynı zamanda KUTSAL RUH’un işleyişini de söndüren benliğin işleridir. Bu olmadığı zaman kişi insani bilgelik ile  kendini Tanrı’ya makbul kılmak için insani gayret ederek, kendi gözünde doğru olanı yapmak için yaşamaya çalışır.  Laodikya kilisesi de böyle idi!  İşte o zaman Ruh olan Rab kapı arkasında kalıyor. Çünkü içerdekiler kendilerini yeterli görüyorlar demektir.

KUTSAL RUH, Mesih’in bedeni olan Kiliseleri bina etmek ve doğa üstü mucizelerle donatılmak için verildi. Topluluklar Mesih’ te doğru büyüsünler, doğru yaşasınlar. Bunun için İncil, bizlere “Tanrı’nın KUTSAL RUH’UNU kederlendirmeyin. Kurtuluş günü için o Ruh’la mühürlendiniz” diyor. (Efesliler 4:30)

Eğer bir topluluk ya da kişi Kutsal Ruh’u üzerse ne olur!? Eski Ahit’ de İsrail günlerinde “Ama başkaldırıp O’nun Kutsal Ruh’unu incittiler. O da düşmanları olup onlara karşı savaştı” diye yazar. (Yeşaya 63:10)

Günümüzde KUTSAL RUH’u üzen toplulukların ya da kişilerin sayısını kim hesap edebilir? Var olan kiliselerin içinde oluşan kavgalar, çekişmeler ve suçlar bu yüzden değil mi? İnanlı ya bedende ya da Ruh’ta olmalı. İkisinin ortasındaki yaşamın anlamı yoktur. Bu da ılık olan Laodikya kilisesine benzer. Kiliseyi yıkanda, bina edende aynı İncil’i kullanıyor! KUTSAL RUH bölündü mü? Asla! İşin doğrusu şudur:

Birisi İncil ayetleriyle Şeytan kullanıyor, bir diğerisi ise aynı İncil’le KUTSAL RUH kullanıyor! Rab çölde olduğu zaman Şeytan, Kutsal Kitabı çok güzel bir şekilde kendi Tanrısı’na, Yaradanı’na karşı kullandı. “Tanrı’nın Oğlu’ysan, kendini aşağı at” dedi, “Çünkü şöyle yazılmıştır: ‘Tanrı, senin için meleklerine buyruk verecek. Ayağın bir taşa çarpmasın diye Seni ellerinin üzerinde taşıyacaklar.” Rab İsa, “Tanrın Rab’bi denemeyeceksin diye de yazılmıştır”. (Matta 4:5-7) diyerek karşılık vermişti. O, Tanrı Oğlu olduğu halde, o sözlere göre hareket etmedi. Eğer O’na karşı kullandıysa, evhalkına karşıda kullanacağı daha kesindir. Bunun için, bina edende, yıkanda, “Ben kiliseyi bina ediyorum!” diyor. Şaşılacak şey, işte budur!!! Bunun için İncil, “Yedi Kiliseye” kulağı olan işitsin’ der. Ruh, Pavlus araclığıyla kiliselere, “Şeytan’ın düzenlerini bilmez değiliz” diyor. (II. Korintliler 2:11) Böylece kulağı ruhsal olarak açık olan, herkes bu sese kulak vermelidir.

 Tanrı, günaha karşı sunduğu İsa Kanı’nı  insanlara tek kurtuluş olduğunu Kutsal Ruh aracılığıyla açıklar. Böylece Rab İsa’ya iman edenleri uyandırır. Suçlardan temizler. Canlandırır. İsteklendirir ve Mesih’in aşkını ateş gibi içlerinde alevlendirir. İnanlıyı, güvenle ve gelecekteki yaşamın özlemiyle doldurur. Çünkü inanlıyı oraya hazırlayan ve tüm sıkıntılarında teselli eden KUTSAL RUH’TUR. Görenmeyen şeylere ve geleceğe ilişkin peygamberlik eder. Amacı kiliseleri esenlikte, sevgide, ruh birliğinde ve hizmette Mesih’e doğru büyütmektir.

Mesih’teki yetkinliğe eriştirinceye kadar çeşit çeşit hizmetler uygular. İçinde yaşadığı dünyanın bir hiç olduğunu, inanlının bu dünyada bir misafir olduğunu öğretir. Eski Ahit’ten, Tanrı adamlarının yaşamını ve imanlarını örnek olarak gösteririr. Oluşan tüm olumsuzluklara rağmen sevinçle coşmayı, yüreğe ektiği sevinçle inanlıyı güler yüzlü kılar. Pavlus, RUH’un derin sırlarıyla dolu olduğu için Kiliseye, “Ne varki, yılan Havva’yı kurnazlığıyla aldatması gibi, düşüncelerinizin Mesih’e olan içten ve pak adanmışlıktan saptırılmasından korkuyorum” diyor. (II.Korintliler 11:3)

KUTSAL RUH, inanlıyı tanrısal yargı konusunda eğitir. İncil’e uygun olmayan önyargılardan korur. Günahın tabiatına sahip olan Şeytan’ın yargılandığını gösterir. Mesih’te olana yargı kalmadığını; fakat, eğer günah işlerse ve aynı izlerde yürürse tekrar Şeytan’ının tabiatı altına girdiğine dair uyarır. Aynı zamanda Efendisi’nin söylediği sözü ona hatırlatır. “Günah işleyen günahın kölesidir.”  (Yuhanna 8:34) Günahın  Mesih’in Tabiatı’na aykırı olduğunu O Tabiat’ta günah olmadığını açıklar. Böylece inanlıyı her konuda aydınlatır. Bilgilendirir. Mesih’in düşüncesini ona aktırır. Çünkü, O inanlıyı korumak ve uyarmak içindir. Ta ki her durumda Efendisi’ne benzer olsun. “Ruhsal kişi her konuda yargı yürütebilir, ama kimse onun hakkında yargı yürütemez” . (I. Korintliler 2:15) Her konuda inanlıyı bilgiyle ve adaletle süsler. İnanlıda tanıklıkta bulunur. Yaşamını ve kendisinin nasıl yargıdan kurtulduğunu, bu güvenci kendisine Rab’bin nasıl verdiğini açıklıkla tanıklık eder. İsa’nın günah için haçlandığını, kendisine iman edenlerin, izleyenlerin yargıdan kurtulacaklarını açıklar. Şeytan’ın mağlup olduğunu, inanlı üzerinde yetkisi olmadığını sadece günahlar içinde yaşayanların üzerinde yetkisi olduğunu açıklar.

KUTSAL RUH, inanlının asıl vatanının bu dünya olmadığını, gökte olduğunu ve Rab’bin kendisini orada beklediğini açıkça bildirir.

Ölümden sonra O’na benzer şekilde değiştirileceğini İncil’de yazılan yazılarla belirtir. İnanlıya, İsa’ya  iman edenlerin de O’nunla birlikte öldüğünü, İsa’yla birlikte de dirildiğini açıklar. (Koloseliler 3: 2-4) Yeni Yeruşalem’de yerlerinin hazır olduğunu  oraya yaraşır bir yaşam sürmesi için onları destekler. Rab’ bin söylediği şu sözleri hatırlatır, “Göklerde size yer hazırlamaya gidiyorum, tekrar gelip sizi yanıma alacağim” (Yuhanna 14:1-3) Bu gibi sözlerle onlara cesaret verir.

Rab’bin onbinlerle ve onbinlerce kutsallarla kendisini bekle-diğini, orada yaşam tacı ve doğruluk kaftanın hazır olduğunu, başını yukarı kaldırması ve hedefe doğru koşması için güçlendirir.

KUTSAL RUH, inanlıya dünyada çekeceği acılar ve sıkıntılar hakkında bilgilendirir. Olası  sıkıntılar için onu hazırlar. Her sıkıntıda yardımcısı ve tesellicisi olur.  İsa’nın çektiği acıları  paylaşır. “Dünyada sıkıntınız olacak. Ama cesur olun, ben dünyayı yendim” sözünü hatırlatır. (Yuhanna 16:33) Eğer, İsa için sıkıntı çekerse tüm sıkıntıların sevince dönüşeceğini, sevince de sıkıntıyada ortak olduğunu açıklar. İnanlının Efendisi’nden daha iyi olmadığını, Efendisinin onun için acı çektiğini ve haç üzerinde canlı canlı çakılan çivilerin acısını paylaşır. İsa çarmıha gidinceye kadar, Şeytan’ın ne tür hakaretlerle saldırdığını, acı çektirdiğini tüm bunları çarmıha gerilmesin diye yaptığını, aynı yöntemle inanlıda haçını taşımasın diye saldırıya uğrayacağını açıklar. Ta ki Mesih’e hizmet etmekten alıkoysun. Zaten, Şeytan’ın nefreti İsa isminin yayılmasıdır. Elçilerde aynı yolda saldırıya uğradılar.

İncil’de açıkça anlaşılıyor ki, KUTSAL RUH’LA dolmamız Rab İsa’yı tanıklık etmek için veriliyor. Bu Müjde’yi diğer insanlara yaymak, onlara Tanrı’nın hazırladığı kurtuluşu sunmaktır. İnanlı kendini bir hizmetçi olarak görmelidir.  Mesih’in hazırlamış olduğu kurtuluşu insanlara götürmek için çağrıldığını bilmelidir. İsa, “Nitekim İnsanoğlu (İsa Mesih), hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi” demişti. (Matta 20:28)

İnanlıda aynı düşünceyle insanlara hizmet götürmeye ve sevgiyle dolu olmalıdır. Bunları yaparken, insanlara görünmek için değil, Rab’bin emri olduğu, O’nu hoşnut etmek ve gözünde iyi olduğu için yapmalıdır. Karşılığını Rab’den alacağını bilerek haraket etmelidir. Rab, “Ardımca yürü” diyor. Ben ne yaptıysam, ne yaparsam sende aynısını yap demek istiyor. İzlerimde ayakların olsun, Ban’a bak ve yürü! Yaşadığım gibi sende aynısını yaşa. Zira, ‘Ben (İsa) seninleyim!’

‘Ne var ki, Tanrı’nın Ruh’u içinizde yaşıyorsa, benliğin değil, Ruh’un denetimindesiniz. Ama içinde Mesih’in Ruh’u olmayan kişi Mesih’in değildir’. (Romalılar 8:9) Gerçekçi ol sende Mesih’in Ruh’u var mı?

‘Çünkü sizi yeniden korkuya sürükleyecek kölelik ruhunu almadınız. Oğulluk ruhunu aldınız. Bu ruhla Abba( Aramice de: Baba), Baba! diye sesleniriz. Ruh’un kendisi bizim ruhumuzla birlikte, Tanrı’nın çocukları olduğumuza tanıklık eder.’ (Romalılar 8:15-16)

‘’Rab Ruh’tur, Rab’bin Ruh’u neredeyse orada özgürlük vardır. Ve biz hepimiz peçesiz yüzle Rab’bin yüceliğini görerek yücelik üstüne yücelikle O’na benzer olmak üzere değiştiriliyoruz. Bu da Ruh olan Rab sayesinde oluyor.’ (II. Korintliler 3:17-18)

‘Bedenlerinizin Mesih’in üyeleri olduğunu bilmiyor musunuz? Mesih’in üyelerini alıp bir fahişenin üyeleri mi yapayım? Asla! Rab’le yapışan O’nunla tek ruh olur. Bedeninizin Tanrı’dan aldığınız ve içinizdeki Kutsal Ruh’un tapınağı olduğunu bilmiyor musunuz?’ (II.Korintliler 6: 15-19)

Kutsal Tanrı istiyor ki tapınağıda kutsal olsun. Bu da O’nun hakkıdır. Bunun için bedenin işlerine göre yaşamamak için, “Rab İsa mesih’i kuşanın. Benliğinizin tutkularına uymayı düşünmeyin” diyor. (Romalılara 13:14)

‘Umut kaynağı olan Tanrı, Kutsal Ruh’un gücüyle umutla dolup taşmanız için iman yaşamanızdan sizleri tam bir sevinç ve esenlikle doldursun’. (Romalılar 15:13)

‘Tövbe edin, her biriniz İsa Mesih’in adıyla vaftiz olsun. Böylece günahlarınız bağışlanacak ve KUTSAL RUH armağını alacaksınız.’ (Elçilerin İşleri 2:38)

‘Kutsal Ruh’un ürünleri ise bellidir. Ruh’un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir... (Galatyalılar 5:22-23)

Nasıl ki gelin, gelinliğiyle, takılarıyla süslenmiş vaziyette  sevgilisine gidiyorsa, Kutsal Ruh’ta inanlıyı kendi ürünleriyle süsleyip Mesih’e kusursuz gelin olarak sunmaya ve  Mesih’in gelişine hazırlar. Çünkü inanlıya güzellik veren, yaşamını lekelerden korunması bu gibi işlerden temizlenmesi için yardım eder.

 

KUTSAL RUH, dünya da inanlı aracılığıyla doğaüstü mucizeler yapar.

Kimisi aracılığıyla: Peygamberlik eder,

  Hastalara şifa verir,

  Ölüleri diriltir,

  Dillerle konuşur,

  Kiliseyi yönetir,

  Elçiler,

   Öğretmenler,

  Çobanlar kaldırır.

 Bunların tümünü etkin kılan tek Ruh’tur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır. (I. Korintliler 12:4-11) Kutsal Ruh bu armağanlarla Mesih’in bedeni olan Kiliseyi bina etmek için ve tanrısal zenginliklerle doldurmak için yapar. Bu armağanların çoğundan yoksun olduğumuzu açıkça görebiliyoruz. Hepside suçumuzdan ve itaatsızlığımızdandır!

Bir çok kereler Rab sevgisinden ve lütüfkârlığından dolayı inanlıyı, yaptığı tüm hatalara rağman bağışladı ve esirgedi. Tarihte, Kiliseler aç - susuz  ateşli bir şekilde kendilerini alçalttılar; suçlardan tövbe edip döndüler. Bundan dolayı bir çok kereler tazelenme vakitleri -suçlardan temizlenme- oluştu. Kutsal Ruh canlar üzerine geldi, insanlar sevinçle ve güçle doldular. İnsanlar yapılan olağanüstü işlerle İsa’nın yüceliğini gördüler.

 O anın mutluluğunu kim tarif edebilir? Rab, “Dileyin size verilecektir” dedi.

 

BEDENDE

 

İsa, “Sana doğrusunu söyleyeyim, BEDENDE doğan, Tanrı Egemenliğini miras alamaz

 

Burada İsa gerçeklere parmak basıyor. Beden, Adem’den miras kalan, Tanrı benzerliğinden uzaklaşmış, doğal olarak günaha düşmüş ve itaatsızlığa meyili olan insan yaratılışıdır. Bedende doğan BEDENDİR. Bu da ilk doğuşumuzdur. Adem’den aldığımız bedendir.

Beden: Adem’den aldığımız günahlı yaşamdır.

 KUTSAL RUH, insanlara sahip olduğu bedenin günahlı olduğunu, o bedende Adem’in günah işlediğini, Tanrı’ya karşı kalktığını açıkça bildirir. Böylece o günahın ve itaatsizliğin tüm insanlara geçtiğini İncil’de okuyoruz. “Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı yüceliğinden yoksun kaldı.” (Romalılar 3:23)

Bu günahlı beden ve işlerinden kurtulmanın tek yolu, gökten yere gelmiş, insan ilişkisinden doğmamış, Meryem’den oluşan kutsal bedende – Bu Kutsal Ruh’tan oluşan bedendir- dünyaya gelmiş olan İsa’yi giymektır.

O bedende günah yoktur. Çünkü Kutsal Ruh’tandı. Bu bedende doğmanın ne kadar önemli olduğunu Kutsal Ruh gözler önüne açıkça seriyor. İşte, bunun içindir ki bu bedene sahip olmanın, ondan doğmanın ne denli önemli olduğunu anlıyoruz. İsa, o bedende farklı bir yaşam yaşadı. Adem’in yaşadığı gibi değil. Yerde olanı nasıl giydikse ya da ondan doğduksa, aynı şekilde gökten insan bedeni alıp dünyamıza gelen Kişinin tabiatını da giymeliyiz.

O bedeni giydiğimizde yaşamamız değişiyor. Sözlerimiz ve sahip olduğumuz tüm organların işleyişi değişiyor. İtaat etmediğimiz durumlarda, Kutsal Ruh açıkça bize, “Oluşan kavgalar, çekişmeler, suçlar ve günahlar” bedende olduğumuzu gösteriyor. (Yakup 4:1-3) Galatyalılar 5:15)

Çünkü bu gibi şeyler O’nda yaşamadığı gibi, O’nda duranlarda da olamaz. Şimdi daha iyi anlıyoruz ki, O’ndan doğmak ne denli önemliyse O’na itaat etmek de o denli üstün önem taşıyor. Aksi takdirde O’ndan doğmanın anlamı ve faydası yoktur.

 

Pavlus Romalılar’a yazdığı mektupta şöyle diyor: “Benliğe (BEDENE) uyanlar BENLİKLE ilgili, Ruh’a uyanlarsa RUH’LA ilgili işleri düşünürler. Benliğe dayanan düşünce ÖLÜM , Ruh’a dayanan düşünceyse YAŞAM ve ESENLİKTİR. Çünkü BENLİĞE dayanan düşünce TANRI’YA DÜŞMANDIR. Tanrı’nın Yasası’na BOYUN EĞEMEZ, eğemez de... BENLİĞİN denetiminde olanlar TANRI’YI HOŞNUT EDEMEZLER(Romalılara 8:4-7)

Bu ayetten de anlaşıldığı üzere, BEDEN de olan bir insan Tanrı’yı HOŞNUT edemez. İstese de edemez. Çünkü o güçten yoksundur. İlk kişiliğimiz bu denli zayıf ve olanaksızdır. Çünkü o beden de Tanrı’ya itaatsızlık edilmiştir. Nitekim bir çok insanın başvurduğu düşünce şöyledir: Ne yapalım BEDENDE yaşıyoruz! Oysa bilmezler ki bedenin düşüncesi Tanrı’ya İTAAT EDEMEZ. İstesede Tanrı’yla uyum için de yaşayamaz. BEDENDE olan İNSAN Tanrı Sözü’nü tutamaz. Çünkü o bedende her tür itaatsızlıklar ve suçlar yapıldı. Romalılar 5:10’de yazıldığı gibi günahlı bir yaşam Tanrı’ya düşmanlıktır. Günahlar içerisinde yaşayan insan günahlarıyla Tanrı’yı düşmanlık ediyorsa, Tanrı’yı hoşnut etme olanağı var mı? Böyle kişi veya kişiler Tanrı’yla dostluk kurup esenlik içinde yaşayabilirler mi? Asla!!!

 

Pavlus tekrar, “Onlara ilişkin tanıklık ederim ki, Tanrı için gayretlidirler; ama bu bilinçli bir gayret değildir. Tanrı’nın öngördüğü doğruluğu anlamadıkları ve kendi doğruluklarını yerleştirmeye çalıştıkları için Tanrı’nın öngördüğü doğruluğa boyun eğmediler” diyor. (Romalılar 10:3)

Demek ki BEDENDE olan insan Tanrı doğruluğuna erişmediği gibi ona benzer olarak doğru gördüğü şekilde tapmayı uygun görüyor.

Fakat, bu şekilde de Tanrı doğruluğuna erişmenin söz konusu olmadığını görüyoruz. Kutsal Söz, “O’na sahip OLAMADILAR”  diyor. Bir kez daha açıkça görüyoruz bedende olanlar Tanrı’yı hoşnut edemezler. Tanrı’yı hoşnut etmenin tek yolu O’ndan DOĞMAKTIR. Tanrı’dan doğan sever; çünkü Tanrı sevgidir.

 

Pavlus, “Bizler topraktan olana nasıl benzeydikse, göksel olana da benzeyeceğiz” der. (Korintlilere 15:49) Nasıl topraktan olan Adem, BEDENİNİ taşıdıysak, aynı şekilde göksel olan İsa’nın Kutsal olan TABİATINIDA taşımalıyız. İlk Adem yerdendir, son Adem (İsa) ise göktendir. Gökten olanı giydiğimizde, o zaman itaat edebiliriz. Çünkü biz de olan her durumda İTAATKÂR olarak yaşadı.

 

Bunun için Rab İsa, “BEDENDE doğan bedendir” diyor. Ama, herkes bu beden de doğuyor ve acıklı dünyaya geliyor. Bir kez doğanlar iki kez ölmeye mahkumdur. İki kez doğanlar bir kez ölecekler. İkinci ölüm, Tanrı nimetlerinden yoksun olarak cehennemde yaşamaktır. İkinci kez doğanlar ise, Tanrı Egemenliği’nde  sonsuz nimetlerle yaşamaktır.

 

Pavlus, “Kutsal Ruh’un yönetimde yaşayın. O zaman benliğin (BEDENİN) tutkularını (Arzularını) asla yerine getirmezsiniz. Çünkü BENLİK Ruh’a karşı Ruh da benliğe aykırı olanı arzular. Bunlar birbirine karşıttır. Sonuç olarak, istediğinizi yapamıyorsunuz. BENLİĞİN işleri bellidir. Bunlar fuhuş, pislik, sefahat, putperestlik,  büyücülük, düşmanlık, çekişme, kıskançlık, öfke, bencil tutkular, ayrılıklar, bölünmeler, çekememezlik, sarhoşluk, çılgın eğlenceler ve benzeri şeylerdir. Sizi daha önce uyardığım gibi yine uyarıyorum, böyle davrananlar TANRI EGEMENLİĞİ’Nİ miras alamayacak-lar. (Galatyalılar 5:16-21)

İşte, BEDENİN durumu bu kadar acıklıdır! Pavlus, Galatyalılara “Mesih İsa’ya ait olanlar, benliği, tutku ve arzularıyla birlikte çarmıha germişlerdir” diyor. (Galatyalılara 5:24)

 

Birbirinize yalan söylemeyin. Çünkü eski yaradılışı (ESKİ İNSAN) kötü alışkanlıklarıyla birlikte üzerinizden çıkarıp attınız; eksiksiz bilgiye ulaşmak için Yaratıcısına (Tanrısı’na) benzer olmak üzere yenilenen yeni yaradılışı (YENİ İNSANI) giyindiniz. (Koloseliler 3: 9-10)

 

Çünkü benliğe (BEDENE) göre yaşarsanız ölecek-siniz; ama BEDENİN kötü işlerini RUH’LA öldürürseniz yaşayacaksınız. (Romalılara 8:13)

 

Bir kimse Mesih’teyse, YENİ YARATIKTIR; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur. (II. Korintliler 5:17)

 

Tanrı’nın tapınağı (BEDENİMİZ) olduğunuzu, Tanrı’nın Ruhu’nun sizde yaşadığını bilmiyor musunuz? Kim Tanrı’nın tapınağını yıkarsa, (Günahlarla yaşarsa) Tanrı’da onu yıkacak. Çünkü Tanrı tapınağı kutsaldır ve o tapınak sizsiniz. (I. Korintliler 3:16-17)

 

Mesih’le birlikte çarmıha gerildim. Artık ben yaşamıyorum, Mesih bende yaşıyor. Şimdi BEDENDE sürdürdüğüm yaşamı, beni seven ve benim için kendini feda eden Tanrı Oğlu’na imanla sürdürüyorum. (Galatyalılar 2:20)

 

İnanlının Sahip olduğu Özellikler

 

Yeryüzünün tuzu sizsiniz. Ama tuz tadını yitirirse, bir daha ona nasıl tuz tadı verilebilir. Artık dışarı atılıp ayak altında çiğnenmekten başka işe yaramaz. (Matta 5:13)

 

Günahtan dolayı insan yaşamın, anlamını ve tatlılığını yitirdi. Günah insan yaşamını acılaştırdı. Bunlara anlam ve tat vermek için İsa gökten geldi. Örnek olarak: Suyun içine çay atıldığında su acılaşıyor, çünkü çayın etkisi ondan daha fazladır. Şeker katıldığında, bu sefer şeker onu tatlı duruma getiriyor. Su, insan yaşamı gibidir; çay ise günah gibidir; şeker ise İsa’nın yaşamı gibidir. Bunun için Rab inanlıyıda dünyaya tat vermek için seçti. Kendisi, kendi çocuğu aracılığyla insanlara tat vermek istiyor! Acılaşmış yaşamlara umut, sevgi, tat ve anlam katmak istiyor.

 

Dünyanın ışığı sizsiniz. Tepeye kurulan kent gizlenemez. Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız’ı yüceltsinler. (Matta 5:14,16)

Günahtan dolayı, ruhsal olarak dünyamız karanlığa büründü. Gecenin karanlığını nasıl ışık aydınlatıyorsa, insan da kendini daha iyi görmek için İsa’yı yaşamına alarak kendi yaşamını aydınlatmalıdır. Öyle ki yaşamındaki küçük ya da büyük günahları (Karanlık işleri) görsün. Rab, “Ben dünyanın Işığı’yım” dedi. (Yuhanna 8:12) Rab ışık olarak inanlının yaşamında parlamak istiyor. İnanlı dünyaya Işık olarak gönderilmiştir. Dolaysıyla diğer insanlar onların yaşamlarına baktıkları zaman, kendilerinden farklı bir yaşama sahip oldukları görsünler. Başka açıdan inanlı bir aynaya benziyor! İnanlının yaşamıda canlı bir şahadete!  İnanlının  yaşamı başkasına konuşmalı! İnanlı parlayan bir ışığa benzer!

 

Pavlus Kutsal Ruh aracılığıyla inanlıya, “İsa’nın yaşamı bedenimizde açıkça görülsün diye İsa’nın ölümünü her an bedenimizde taşıyoruz” diyor. (II. Korintliler 4:10)

İsa’nın yaşamı bizde görünmesi için her an kendimizi Kutsal Ruh’a teslim etmeliyiz.

 

İsa göğe gitmeden evel öğrencilerine şu buyruğu verdi: “Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları BABA, OĞUL ve KUTSAL RUH’un adıyla vaftiz edin; size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim.” (Matta 28:19-20)

 

Ve şimdi ya Rab, onların savurduğu tehditlere bak! Senin sözünü tam bir yüreklikle duyurmak için  biz kullarına güç ver. Kutsal Kulun İsa’nın adıyla hastaları iyileştirmek için, belirtiler ve harikalar yapmak için elini uzat. Duaları bitince tolandıkları yer sarsıldı. Hepsi Kutsal Ruh’la doldular ve Tanrı’nın sözünü cesaretle duyurmaya devam ettiler. (Elçilerin İşleri 4:29-30)

Ya Rab vaat ettiğin gibi KUTSAL RUH armağanlarıyla sağnak yağmurlar gibi bu günlerde üzerimize gelsin. AMİN

Ayrıca, broşür hakkında ki görüş, tavsiye ve düşüncelerinizi bizlerle de paylaşip, Aşağıda ki Adresse gönderebilirsiniz.

Aramäische Freie Christengemeinde

Postfach 32, CH-9240 Uzwil

 

 

RAB ÇOK İYİDİR, LÜTFU SONSUZDUR

   

© Copyright incilTurK.Com